Kafaya Takmamak İçin Pratik Öneriler

0

Kafaya takmamak için pratik öneriler vereceğiz. Öncelikle şunu kabul etmemiz lazım. Bizler başkaları için yaşamış bir neslin çocuklarıyız. El alem ne der? Korkusuyla büyüdük hepimiz. Kaçırdığımız nokta şu ki ömrümüz çok kısadır. Hatta evrenin yaşına kıyasla büyük patlamadan bu güne kadar geçen zaman 365 gün olarak gösterilseydi, biz son günün, son saatinin, son 14 saniyesinde var olmuş, ömrü çok kısa canlılarız. Trajik şekilde yaşadığımız süre bu kadar kısayken ilk gündem maddelerimizden biri, bu evreni anlamak yerine 14 saniyede doğup ölen insanların bizimle ilgili düşünceleri üzerine hayat kurmak oluyor. Şimdi 6 maddede bu işin psikolojisine bakıp kendimizi geliştireceğiz.

Kafaya Takmamak İçin Ne Yapmalıyız?

Kendi Hayatını Kendin Kur! Kafaya Takmamak İçin Yöntemler

İnsanoğlu neredeyse tarihin başından beri kendisiyle ilgili dışarıda ne düşünüldüğünü merak ediyor. Dolayısıyla biz bugünün gündeminden bahsetmiyoruz. Ama bu duygunun hissedilen miktarı cehalet ve kültüre göre değişiyor. Dolayısıyla her gün kendisine bir şeyler katmaya çalışan birisi emin olsun ki bu madde etkisini her geçen gün azaltacak.

Kural tanımamak değil burada kastettiğim şey, toplumun normları vardır. Bunlar, başkalarının özgürlük alanlarına saygı için gerekli şeylerdir. Ama biz bu kuralı çok yanlış anlamışız. İnsanların düşüncelerini, yönlendirmek olarak bir hayat normu olarak kabul ediyoruz. Bunu kabul etme. Çevrenin aklı, fikri, kapasitesi seni yavaşlatmasın. Kendi hayat standartlarını kendin belirle.

Elalem Ne Der Diye Düşünme

Kafaya Takmamak için gelin hep birlikte Türkiye’de bir kültürü değiştirelim. Ne zaman karşınıza şu ne der? Bu ne der? Dayın ne der? Vs. diye bir diyalog çıktığında şu cevabı yapıştırın; El alem ne der? Değil. El alem ne demeli? Peki, ne demek bu? Bir hayalini anlattın. Senle dalga geçtiler. Peki, karşındaki seninle dalga geçen kişiler yeterli kültüre, yeterli zekaya, yeterli kapasiteye sahip olsaydı dalga geçerler miydi? Hayır. Seni motive ederlerdi ve yolun açık olsun derlerdi.

O zaman şimdi düşük kapasiteli insanlarla yaşıyorum diye benim hayat standardım da onların seviyesine mi düşmeli yani? Bu sorunsalla karşılaştığınızda artık böyle yapın arkadaşlar. Bilen birinin tecrübelerinden faydalanmak tabii ki iyidir. Fakat kendini geliştirememiş, karşısındaki insanların hayallerine saygı duymayı öğrenememiş birisinin sizi yermesini kabul etmek, yürüyüşünüze ara vermek doğru değil. Bırakın ilerleyememeleri onların problemi olarak kalsın. O problemin size sıçramasına izin vermeyin.

Başkalarının Ne Düşündüğü Önemli Değil

Bir şeyin sonucu direk ve sadece seni etkiliyorsa, o şeyden sorumlu olan kişi de sensin. Kafaya Takmamak için örneğin şöyle diyenler var aramızda; bazen kendi başıma kafeye gidip kitap okuyorum. Ama çevremdekiler beni yadırgıyorlar. Hatta sanki komik, yanlış bir şey yapıyormuşum gibi benimle dalga geçiyorlar. Toplumlara, bölgelere göre bu tür baskılamalar değişiyor.

Ama ülkemizde özellikle Anadolu’da çok fazla görüyoruz. Başkalarının baskısı sonucu ve öğrettiği yaşam modeline uyarak yaşamak kendi filminde figüran olmak gibidir. Ben de şöyle diyorum o yadırganan arkadaşlara; 2 tür insan vardır. Meyve veren ve meyve vereni taşlayan. Siz bulunduğunuz ortamın meyve vereni seçilmişsiniz. Artık taşlayanların düşüncelerini bırakmanız lazım. Ayrıca başarılı olmanın yolları yazımızıda okuyabilirsiniz.

Herkesi Memnun Edemezsin Bunun İçin Kafaya Takmamak Gerekir

O zaman ne yap? Sen en önemli olanı memnun etmeye çalış. Bu dünyada herkesin hem fikir olduğu, dünyanın tamamı tarafından sevilen bir insan yoktur. Hatta buna hayli kahramanlar, film karakterleri bile dahil… Dolayısıyla kimseyi memnun etmeye çalışma. Çünkü seni eleştirenler senin hikayeni bilmiyorlar.

Nelerle başa çıkmaya çalıştığını bilmiyor, neleri yendiğini, neleri yenemediğini bilmiyorlar. Senin neler hissettiğini, kimlerin yanında olmak istediğini, korkularını, heyecanlarını, hayallerini bilmiyor. O yüzden her zaman dik yürü. Kendine yalnızca kendin lazım olacaksın her zaman… İnsanların sözlerini takmaktan vazgeç. Çünkü ne olursa olsun birilerinin hikayesinde kötü olacaksın. İnsanlara kulak asma sosyal ilişkiler kurarken her zaman iç sesinede kulak ver.

Vakit Geçer Düşünceler Değişir

Küçük bir egzersiz yapalım. Şu an 10 yıl sonrasında olduğunuzu düşünün. Peki, az önce dert ettiğimiz, birilerinin hakkımızdaki düşüncelerinin şu an hayatımızda bir yeri var mı? 10 yıl sonra umurunuzda olmayacak şeylerin aslında tam şu anda da umurunuzda olmaması lazım. Hayatım gözlerimin önünde bir film şeridi gibi geçti. Ama içinde ben yoktum.

Bunu söylemek ne kadar acı olurdu değil mi? Onun için her zaman ne yapın biliyor musunuz? Büyük düşünün. Odaklandığınız şey dışarıdaki uyaranlardan kurtulduğunda, tek hissettiğiniz şey, bir sonraki adım ne? Şimdi ne yapmalıyım? Olacaktır. Bir akış yakalayacaksınız yani. Bu akışı yakaladığınızda da havanın kaldırma kuvvetini kullanarak, hiç kanat çırpmadan kilometrelerce ilerleyen kuşlar gibi hayatınızda başarılarınızla, hayallerinizle süzülerek ilerleyeceksiniz.

Benim Hakkımda Ne Düşünüyor?

Bu maddede söyleyeceğim şeyler, muhtemelen sizi çok şaşırtacak. Çünkü hayatınızda ilk kez duymuş olacaksınız. Esasında üzerine konuştuğumuz bu his, çok doğru bir içgüdüdür. Ama insan hayattan koptuğu için bu dünya girdabında dönüp,dönüp durduğu için yeteneğinin de farkında değil ve bunu yanlış kullanıyor.

Bu insanı sürekli uyaran, sürekli ayakta tutan el alem ne der durumu, bizi esasında sorumluluk sahibi yapar. Ama buraya dikkat! Bu his insanlara saygı duymamız için değil, bizi yaratana saygı duymamız için var edilmiştir. Yani siz benim hakkımda çevredekiler ne düşünüyor değil. Yaratan benim hakkımda ne düşünüyor? Demen için var olan bir histir. Ya bunu yapmamalıyım, şimdi arkadaşlarımın içinde rezil olurum.’’

Demen için değil, bunu yapmamalıyım yaratanın karşısında rezil olurum demen için verilmiş bir histir. Ama insan bunun da farkında olmadığı için, kısa ve tek şansımız olan bu ömürde kendi istediği gibi değil de, başkalarının düşüncelerine göre bir ömür sürer. Başkasını dinlemekten artık kim olduğunu unutmuş, ‘’Ben ne İstiyorum?‘’ Sorusunu yıllar önce bırakmış insanlar tanıyorum. Muhtemelen hepimizin hayatında az da olsa yer edinmiş bu probleme değinmek istedim. Umarım bilgi olmaktan çıkıp, hayatınızda uygulayabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Adınızı girin